22 Şubat 2012
20 Şubat 2012
KİMYASAL Deterjanların Zararları
Bu kimyasal maddeler nasıl vücudu yıpratır zarar verirse hastalıkları tedavi için kullanılan bütün kimyasal ilaçlar ve haplar da (Ağrı kesici dâhil) vücudu yıpratıyor ve zehirliyor.
Kaynak
Kaymaklı Sünger Tatlısı
Önceden hazırladığım soğuttuğum şerbeti üzerine döktüm
13 Şubat 2012
Fırın Temizleyicilerin Zararı
Soğanlı Yumurta
Bizler soğanları yemeklik doğrayıp kavurup yumurta kırardık netten Osmanlıda nasıl yapılıyormuş diye baktığımda bu siteyle karşılaştım ben aynı baharatları koymadan ve daha kısa sürede yaptım çünkü soğanlarım erken pişti :)
3 Kişilik Malzeme
3 Büyük Soğan
½ Çay bardağı zeytin yağ
25gr Tereyağ
4 Yumerta
Tuz
Soğanı halka halka doğradım, yağları da ilave edip teflon tavada kısık ateşte pişirdim, 40 dakika falan sürdü,tuzu piştikten sonra ilave edip yumurtaları kırdım. Sofrada beğenildi az bile geldi..bence çok lezzetli bir yemek .. :)
11 Şubat 2012
Şampuan
2050 yılına kadar da denizlerdeki canlıların %98 inin yok olacağı tahmin edilmektedir.
6 Şubat 2012
Portakal Reçeli
5 su bardağı şeker
Yapılışı da çok basit portakalları patates soyacağının soyun ; acılık olmasın diye
( bu sefer rendeledim, rendelediğim kabukları küçük poşetlere koyup buzluğa kaldırdım kekler için.)
bu daha çok hoşuma gitti değerlendirdiğim için.
Portakalları dilimledim şekerleri üzerine koydum birkaç saat bekledikten sonra kısık ateşte yarım saat pişirdim.
Portakal Kabuğunun Faydaları
Kitap Okuma Rüzgarı
2 Şubat 2012
Kalp Kırmak
30 Ocak 2012
Evde temizlik kısır yapıyor!
Bugün ün haberine göre; TÜBİTAK tarafından yayınlanan Bilim ve Teknik dergisinin son sayısında yayımlanan bir araştırma evlerimizde kullandığımız temizlik ve kişisel bakım ürünlerinin ne tür tehlikeler içerdiğini göz önüne seriyor.
Hacettepe Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Adil Denizli ve Doç. Dr. Handan Yavuz un kaleme aldığı "Evdeki zararlı maddeler" adlı makalede , birçok evsel ürün ve kozmetikte bulunan PFC adlı kimyasal maddenin kadınlarda doğurganlığı azalttığını belirtiyor.
Alıntı
Müslüman, Evinde Huzurludur
29 Ocak 2012
Alerjik Reaksiyon

Kimyasal Deterjanların deriye temasıyla derinin yağını aldığını ve kurumasıyla, çatlamasına hassas kişilerde dermatitlerin oluşumuna neden olduğunu, İyi durulanmamış çamaşırların ciltle alerjik reaksiyonlara, tahrişe ve dermatitlere neden olduğunu biliyor muyuz?
Çeşitli evlerden, lokanta ve yemekhanelerden alınan kimyasal deterjanla yıkanmış ve kullanılmaya hazır olan yemek kaplarında 0.199 – 0.663 mg./lt. kimyasal deterjan saptandığını,
yine aynı çalışmada % 1`lik kimyasal deterjanlı su ile yıkanan yemek kaplarından kimyasalı uzaklaştırabilmek için, kabın cinsine göre 4-8 lt. su kullanmak gerektiğini,
Kimyasal Deterjanla yıkanmış, iyi durulanmamış veya silinmemiş yemek kaplarından günde 75 mg. Kimyasal alındığını, bebeklerde bunun 250 mg.`a çıktığını ve
gene günde 35 mg.`ın üstündeki dozların hayvanlarda iltihabı ve atrofik değişiklikler yaptığını, ağız yolu ile 2,5 ml./kg. kimyasal deterjan verilen tavşanlarda mide mukozasında petesial ülserasyon meydana geldiğini biliyor muyuz?
Tamamı
28 Ocak 2012
Bayat Ekmek Poğaçası
Yemeğe gittiğim bazı evlerde şöyle bir durumla karşılaşıyorum; Ekmek kesilecek mesela evin hanımı diyor ki yeni aldığın ekmeklerden kes elindekiler bayat, dünden kalma. Aklınca misafirlere jest yapıyor taze ekmek vererek.
Ama bir günlük ekmeğe bayat muamelesi yaparak milyonlarca aç insanla dalga geçiyor adeta. Taze ekmeklerin bir kısmı sofrada yeniyor, ama misafilerin her biri birer ekmek yiyecekmiş gibi alınan ekmekler de kalıyor illa ki.
Bayat ekmeklerin sayısı katlanarak artmış oluyor böylece. Bu ekmeklerin bir kısmının sonu çöp oluyor haliyle.
Bir de elektrik direklerine asılmış poşette ekmekler görüyorum sık sık. İhtiyacı olanlar alsın bayat ekmekleri diye yapılmış muhtemelen. Ama burda da şu soru aklıma geliyor; onu alacak insan o ekmeği yiyebiliyorsa eğer sen niye yiyemiyorsun? Taze ekmek yemek sadece zenginlere özgü bir hak mıdır?
Devamı
27 Ocak 2012
Naneli Ayran / Buttermilk Mint
23 Ocak 2012
Hiç Kimse Kendi Başına Bir Şey Olmadı
17 Ocak 2012
Çamaşır Suyu
8 Ocak 2012
Ağaç köküyle yaşar, insan da öyle…
“Bizse maziden koptuk, istikbale bağlanamadık. Türkiye bütün kütüphaneleri yakılan, bütün mazisi imha edilen, 600 yılı cerrahi bir ameliyatla içtimaî uzviyetinden koparılıp atılan bedbaht bir ülke. Oysa milletin ana vasfı devamlılık... Türk milleti... Hangi millet? Bu millet 10 senede bir değişen hafızasız nesiller amalgamı..." Cemil Meriç
20 Aralık 2011
Pabucu Dama Atılmak
Pabucu Dama Atılmak
Osmanlı döneminde esnaf ve sanatkarların bağlı bulunduğu teşkilat,
ticaretin yanında sosyal hayatı da düzene sokuyordu. Kusurlu malın,
malzemeden çalmanın ve kalitesiz işin önüne geçmek için de ilginç bir
önlem alınmıştı.
Bir ayakkabı aldınız veya tamir ettirdiniz
diyelim. Ama kusurlu çıktı. Böyle durumlarda heyet şikayeti ve sanatkarı
dinliyor. Eğer şikayet eden gerçekten haklıysa, o ayakkabıların bedeli şikayetçiye ödeniyordu.
Ayakkabılar da ibret-i alem olsun diye ayakkabıyı imal edenin çatısına
atılıyordu. Gelen geçen de buna bakıp kimin iyi, kimin kötü ayakkabı
tamir ettiğini biliyordu. Böylece pabuçları dama atılan ayakkabıcı maddi
kazançtan da oluyor ve gerçekten pabucu dama atılmış oluyordu.
17 Kasım 2011
Ne yaptıysak onunla gideceğiz

Vakti saati gelince her ölümlü gibi o zengin de vefat eder. Cenazesi yıkandıktan sonra, oğulları İki eski çorabı alıp getirirler ve
"Hocam, babamızın vasiyeti var, şu eski çorapları, babamızın ayaklarına giydireceğiz." derler. Cenazeyi yıkayan hocaefendi, bu istekleri kabul etmez. Israrlarını da reddeder. Bu sefer müftüye çıkarlar. O da, "Dinimizde böyle bir şey olmaz." diyerek kesip atar.
Onlar da ister istemez, babalarının bu önemli vasiyetinden vazgeçmek zorunda kalırlar. Cenazeyi kabre defnedip evlerine dönünce komşularından birisi, elinde bir mektupla gelir ve "Babanız, vefatından önce bana böyle bir mektup vermiş." ve
"Bunu oğullarım benim cenazemi gömüp eve dönünce kendilerine verirsin, demişti." der. Oğullar, merakla babalarının mektubunu açar ve başlarlar: "Evlâtlarım, işte gördünüz ki o kadar zenginliğime rağmen dünyadan, bir çift eski çorabımı bile kabrime götüremedim. Kefenin cebi yok.
14 Kasım 2011
31 Ekim 2011
Gölge Avlayan Avcı

“Dünyâya gönül verenler, tıpkı gölge avlayan avcıya benzerler. Gölge nasıl onların malı olabilir? Nitekim budala bir avcı, kuşun gölgesini kuş zannetti de onu yakalamak istedi. Fakat dalın üzerindeki kuş bile bu ahmağa şaştı kaldı.”
Aslında bir gölgeden ibâret olan dünyayı hedef almak ve gölgeleri aslî zannetmek, insanın, bütün gayret ve himmetini zıll-ı zevâl denilen, yani kaybolmaya mahkûm gölgeler üzerinde yoğunlaştırması, akıl ve iz’ân kârı mıdır?!. İşte bu hâl, gölgeleri avlamakla kendini avutan gâfil avcıya benzemek demektir ki, insanın eline nedâmet ve hüsrandan başka bir şey geçmez.
En büyük nedâmet sebeplerinin başında “zaman”ın boşa harcanması gelir. Ölümü bilen, fânî dünya lezzetlerine, yolculuğunu bilen de dünya misafirhânesindeki fânî oyuncaklara aldanmaz! Çünkü eşyâ, ondan ayrılmayacak bir sûrette dünya misafirhânesine âittir. Bütün fânî nîmetler, bir kişide toplansa ve o, huzur ve saadet içinde bin yıl yaşasa ne fayda!… Sonunda gideceği yer, bu kara toprağın altı, bu yağız yerin bir çukuru değil midir?
Yâ Rabbi!..
Bizi, fânî “vakitlerimiz tükenmeden”, “ömür güneşimiz batmadan” intibaha gelenlerden eyle ki, dünyaya dalıp da kendisini bir bardak suda helâk edenlerin pişmanlık dolu âkıbetlerine düşmeyelim!..
Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbim! Hayatımızı ve ölümümüzü sâlih kullarına lutfettiğin bereket, nîmet, ulvî güzellikler ve sana vuslat ile müzeyyen ve mükerrem kıl!..
Âmin.
İnsan Denilen Muammâ s.91






