10 Temmuz 2013
29 Haziran 2013
Bir ‘Barbaros’ Romanı
Efsaneler bazen denizden,
Bazen aşktan ve ateşten gelirler.
Aşktan ve ateşten ve denizden gelenler,
Bazen ışık olurlar ve bütün zamanı aydınlatırlar…
Efsane kurmak kadar, efsaneyi yazmak da efsaneye dâhildir.
Bir çağı haritalarda bulamazsınız.
Derine, insana ve tarihin denizlerine açılmak gerekir.
Girdaplarda yüksek idealler saklanabilir.
Bu kitapta
İstanbul, Gırnata, Madrid, Roma ve Akdeniz; aşk diliyle kuşatıldı.
Akdeniz, aşk kaleminin haritasıyla yeniden çizildi.
Kılıç kılıca, cevher çeliğe çarptı, varlık da yokluğa.
Ve hep bir yol vardı kalplerden denizlere.
Derin denizler, büyük aşklar için atlas olup dokundu.
İskender Pala, bir çağı ve o çağın efsanelerini dile döktü.
Barbaros Hayreddin Paşa’yı…
Sonra, bir gül sepeti getirdi.
Isırılmış üç elmayı anlattı.
Efsane / İskender Pala
Bazen aşktan ve ateşten gelirler.
Aşktan ve ateşten ve denizden gelenler,
Bazen ışık olurlar ve bütün zamanı aydınlatırlar…
Efsane kurmak kadar, efsaneyi yazmak da efsaneye dâhildir.
Bir çağı haritalarda bulamazsınız.
Derine, insana ve tarihin denizlerine açılmak gerekir.
Girdaplarda yüksek idealler saklanabilir.
Bu kitapta
İstanbul, Gırnata, Madrid, Roma ve Akdeniz; aşk diliyle kuşatıldı.
Akdeniz, aşk kaleminin haritasıyla yeniden çizildi.
Kılıç kılıca, cevher çeliğe çarptı, varlık da yokluğa.
Ve hep bir yol vardı kalplerden denizlere.
Derin denizler, büyük aşklar için atlas olup dokundu.
İskender Pala, bir çağı ve o çağın efsanelerini dile döktü.
Barbaros Hayreddin Paşa’yı…
Sonra, bir gül sepeti getirdi.
Isırılmış üç elmayı anlattı.
Efsane / İskender Pala
20 Haziran 2013
Dindara Ve Dine Yönelik Rezil Bir Saldırı
Yirmi
günde, maskeler çıkar, saflar belirir, kimileri ‘fabrika ayarları’na döner ve
kalblerinde maraz olanlar da kendilerini belli ederken; ben asıl işte bunu
gördüm.
Sözümona
‘masum çevre duyarlılığı’ ile takdim edilen, faraza öyle olsa bile savunulamaz
bir çapulculuğa, başbakana odaklanmış görünse de esasen dindara ve dine yönelik
rezil bir saldırıya ve sefil bir darbe girişimine dönüştüğü halde ‘savunulan’
bu eylemlerin ‘taşıyıcısı’ durumundaki unsurlarda saklıydı bu ipuçları.
Şu çok açık: Bu ülke,
ümmet ve bütün yerküre, iman-küfür mücadelesinde ‘postmodern’ bir dönemece
girdi, giriyor.
Bundan böyle, bu
mücadelede şer cephesi ‘kuvve-i şeheviye’ üzerinden bir saldırıya odaklanacak;
imanla ve mü’minle olan mücadelesini nefis ve haz merkezli olarak yapacak; ve
bunun için özellikle kadınlar ve gençler üzerine oynayacak... Mücadele çetin ve
uzun süreli olacak; evlerimiz, eşlerimiz, çocuklarımız hedef alınacak...
Yirmi günlük yıkıcı
şer taarruzunda eteklerdeki taşlar dökülürken, ben perde gerisinde işte bunu
gördüm.
25 Mayıs 2013
Süt Taşınca Nasıl Değerlendirirsiniz :)
İki dakikalığına odadan çıktım sonra sütlacı taşırdım, çok
seyrek de olsa oluyor işte. Taşıp israf olmasına temizliğinden daha çok
üzülüyorum.
Geçenlerde taşan sütü süngere çekerken bahçedeki
kedilerimize nasıl verebilirim diye düşünürken Rabbim aklıma getirdi Ekmekleri süte bandırmıştım.
Bugünde sütlaca bandırdım kedilerimizde afiyetle yediler.
14 Mayıs 2013
Suyu neyin içinde sakladığımız da önemli değil mi?
Eskiden kocaman toprak kaplarda saklanır, buz gibi de serin kalırmış su. Bugün plastik damacanalar veya bidonlar bulunuyor çoğu evde. Suyumuzu nasıl daha sağlıklı saklarız?
Eskiden içme suyu olarak daha çok şebeke suyu kullanılırdı. Şebeke suyu içmeyenler sakalardan cam damacanalar içinde bulunan suyu içerlerdi. Bakkallarda ise su küçük şişelerde ya da küçük damacanalarda (Hamidiye suyu gibi) satılırdı. Seksenli yıllardan sonra anlı şanlı sanayicilerimiz su işine de el attılar ve plastik pet şişe iznini aldılar. İhtilal yıllarıydı.
Halk bunların tehlikeleri hakkında uyarılmadı. Basında da fazla bir muhalefet olmadı. Daha sonra şebeke suları iyice kirlendi ve içilemez hale geldi. Küçük ambalajlardaki sular ev kullanımı için çok pahalı idi bunun üzerine 18-20 litrelik damacanalar çıktı.
Tamamı
20 Nisan 2013
Kadınlar Çalıştığı İçin Sinirli Bir Toplum Olduk
Kadınların çalışması erkeklerin istihdam alanını daraltıyor. Bu da çok sinirli bir toplumun meydana gelmesine sebebiyet veriyor. Fakat kadına ihtiyaç duyulan meslekler bu düşüncemin dışındadır.
Ne gibi bir mahzuru olabilir çalışmasının?
İşe başlayan bir kadın psikolojik olarak başka bir kadın haline geliyor. Kesinlikle evde tanığınız o insan olmuyor, başka bir insan olup çıkıyor. Sanki evin erkeği kadın, evin kadını da erkek haline geliyor. Yani ortada rollerin değişimi söz konusu. Bu da, evliliğe girilirken saptanan hedeflerin yoldan sapması demektir. Kadının çalışmaya başlamasıyla talepleri ve istekleri de değişiyor. Halbuki erkekler, fıtratları gereği her türlü özgürlük talebini kabul etmeyecektir, bu mümkün değil. Ve bu sürecin sonu, bırakın boşanmayı, cinayetlere kadar varabiliyor. Son olarak şunu da söylemek istiyorum: Kadınına çalışma müsaadesi vermeyen erkek de, kadınına karşı olan sorumluluklarını, güler yüzle ve esirgemeden yerine getirmekte çok hassas davranmalıdır.
Zafer Coşar (Psikolog)
Kaynak
18 Nisan 2013
OD
“İnsanlar ömürlerini satıp, dünyanın geçici emellerini ve mallarını
alıyorlar, sonra da onlara dört elle sarılıyorlardı. Üstelik öyle de
sıkı tutuyorlardı ki !.. Sandıklar ve hazinelere koyuyorlar, mevkiler ve
makamlarla süslüyorlardı. Kimisi zenginliğe, kimisi şöhrete, kimisi
güzelliğine yapışmışlardı.
Eşiğinize geldiğimde ömrümün varı zenginliğimi de, güzelliğimi de Allah elimden almıştı. Sitare olmayan alem, olmasa da olurdu sanki. O’na sitem mi etmeliydim, düşmanlık mı, bilemedim. Sonunda Sitare’mi alana bende canımı satmayı uygun buldum ve gönlümü yalnızca O’na adadım; Sitare’mi güneşe kattım, mecazdan ve hayalde geçip O’nun aşk oduna, hakiki aşkın oduna yöneldim. ”
OD / Dr. İskender Pala
Eşiğinize geldiğimde ömrümün varı zenginliğimi de, güzelliğimi de Allah elimden almıştı. Sitare olmayan alem, olmasa da olurdu sanki. O’na sitem mi etmeliydim, düşmanlık mı, bilemedim. Sonunda Sitare’mi alana bende canımı satmayı uygun buldum ve gönlümü yalnızca O’na adadım; Sitare’mi güneşe kattım, mecazdan ve hayalde geçip O’nun aşk oduna, hakiki aşkın oduna yöneldim. ”
OD / Dr. İskender Pala
16 Nisan 2013
Kefirin Mayalanma Süresi
Kefiri buzdolabından
çıkardığım sütle hemen mayalıyorum paket süt değil de sütçümden aldığım sütle yapıyorum, tercihe göre 24 saat veya
biraz daha fazla bekletilebilir. Yandaki fotoğraftaki kefir 24 saatte mayalandı, süreniz uzadıkça
daha yoğun kıvamlı ve ekşi olacaktır.
Bir litrelik kavanoza hemen hemen yarım litre süt 2 çorba
kaşığı kadar da kefir mayası kullandım.
Kefir yapmaya geçen sene başlamıştım hala devam ediyorum elhamdülillah
kefir mayasına hiç bir şey olmadı , hatta mayaladıkça kefirim çoğaldı şimdiye
kadar beş tanıdığıma verebildim.
13 Nisan 2013
İnci
''O ikisinden inci ve mercan çıkar ,o halde rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz ''
[Rahman - 23/24]
[Rahman - 23/24]
11 Nisan 2013
İnsanların Davranış Analizi
2.Eğer bir insan çok fazla uyuyor ise;büyük ihtimalle
üzgündür,hüzünlüdür.
3.Eğer bir insan az konuşuyorsa,konuştuğunda ise hızlı
konuşuyorsa;o sır saklayacak biridir ve ona güvenebilirsiniz.
4.Bir insan ağlayamıyorsa;o çok zayıf bir kişiliğe sahiptir.
5.Eğer bir kişi anormal bir biçimde yemek yiyorsa;büyük
ihtimalle çok gergin ve stresli bir haldedir.
6.Eğer bir kişi ufak şeyler için bile ağlıyorsa;ya çok
yumuşak kalplidir ya da masum olmasına rağmen suçlanıyordur.
7.Eğer bir insan herşeye çok çabuk sinirleniyorsa;o insanın
sevgiye ihtiyacı vardır.
Alıntı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


