Dut ağazcın yapraklarını yerken ....
En çok sevdikleri dut, elma, üzüm , erik yaprakları ...
“Ancak mürşid kapısından üflenen havanın yüzüme çarpmasiyledir ki, çözebildiğim bu sırra, o zamanlar alabildiğine uzak; sert ve dikenli bir benlik kabuğunda mahpus ve alabildiğine başıboş, genç, pek genç sanatkar…
Sanatı sanat için bildiği gibi, toprak üstü sürüngen yaşayışını da gerçek hayat sanan ve başını göğe kaldıramayan mağrur cüce…” Necip Fazıl K.
" -Derkenar-
Sevdiğini başkasından kıskanan biri
Sadî anlatıyordu:
'Henüz toy bir delikanlı idim. Şiraz’da bir kızı sevmiştim. O da bana ilgisiz değildi. Birkaç kez de buluşup konuştuk. Sonra araya ayrılık girdi. Ben gurbetlere gittim. On yıl onun aşkıyla coşup taştım, hasretiyle yanıp kavruldum.
Nihayet yurduma geri döndüğüm vakit ilk işim onu aramak oldu. Beni görür görmez başladı siteme:
“A Sadî! Meğer ne kadar vefasızmışsın!.. Bunca yıl geçti aradan, ne bir haber, ne bir mektup?!..”
Ona dedim ki:
Ey sevgisi kalbimde yer edinen selvi boylu!.. Senin yüzünü görme bahtiyarlığından ben mahrum iken, o şerefi postacıya mı bağışlasaydım?!..' s. 137-138
Teyze kızı tavşanlarını bize verdi bahçede beslemek daha kolay olur diye bende rahat rahat dolaşırlar diye ümit ediyordum maalesef öyle olmadı, kedimizden korktum, serbest bırakamıyorum :(
Neden Blogger yüklediğim videolar artık göstermez oldu bilemiyorum :(