21 Mayıs 2012

Pandispanya

Pandispanya

6 Yumurta
7-8 Fincan Şeker
8        “       Un
2        “       Su  
1 Kabartma tozu

19 Mayıs 2012

O ve BEN


Hayatını, Abdülhakîm Arvasî Hazretleri'ni "Tanıyıncaya Kadar" ve "Tanıdıktan Sonra" diye iki ana bölüme ayıran Necip Fazıl, Efendisine doğru kendisini cezbeden hâdiseleri de mânâlandırdığı otobiyografik eseri "O Ve Ben"i 1975'de şöyle takdim etmiştir:

"Bu eser, dünyaya gelişimden bugüne kadar en hususî renkleri, çizgileri ve sesleriyle hayatımın hikâyesi ve asıl O'nu tanıdıktan sonra mânasını anlamaya başladığım vücut hikmetinin bende tecelli eden yakıcı ifadesidir. Bu bakımdan, kendilerini görünceye kadar malik olabildiğim bir buçuk esere nisbetle bugün 60 cildi aşan ve hepsini birden o nura borçlu bildiğim eserler arasında, şimdikini, baş köşeye oturtulması lâzım ve en mahrem iç ve dış iklimlere doğru bir belirtiş olarak takdim ederim."

Kitap, 1965 senesinde "Büyük Kapı" ismiyle yayınlanmıştır.
....
Çemberlitaş'ta, Sultanahmet'e doğru inen sokaklardan birinde, kocaman bir konakta doğmuşum...

Harem ve selamlık halinde iki kapılı, dört katlı ve bilmem kaç odalı bu konak, içinde, yakıcı hatıraların kaynaştığı tütsü çanağıdır. Renk renk, şekil şekil, fısıltı fısıltı hatıralar... Bazen de çığlık çığlık...

Çocuk denecek kadar gençken yazdığım "Bir Yalnızlık Gecesinin Vehimleri" isimli hikayemdeki mekan işte bu konak...

Selamlık kapısının önünde, bodrum katının üstünde, birkaç merdivenle çıkılan, köşeleme mermer bir sahanlık ve yanında küçücük bir bahçe... Mermer sahanlığa, üst katın çıkıntısından iki sütun iniyor. Ve giriş kapısı...
...
Allah’a ahdim var:
- Her gün, en aşağı şu kadarına ahidliyim… Allah ve kul hakkı olarak üzerimde ne kadar borç varsa, bunların hepsini ödetmeden canımı alma… (s:163)

O ve Ben
Necip Fazıl KISAKÜREK

18 Mayıs 2012

Şah Damarından Daha Yakın

“Nâçar kalacak yerde.
Nâgâh açar ol perde.
Derman eder her derde.
Mevlâ görelim neyler.
Neylerse güzel eyler.”

Her insan şahittir ki; sonsuz merhamet Sahibi, en güçsüz, en âciz ve yardıma en muhtaç olduğumuz ânlarda ânsızın bir inayet kapısı açıverir. İşler öyle yürür ki hiç beklemediğimiz yollar açılır, hiç tahmin etmediğimiz hâdiseler cereyan eder, hiç düşünmediğimiz kişiler sahneye çıkar ve olmazlar “olur” libası giyer. Kuluna şah damarından daha yakın ve ana-babasından daha merhametli Allah (celle celâlühü), onun imtihanlar altında ezildiği bir anda omzuna kuvvet, ayağına fer, dizlerine derman verir de işlerin sarpa saracağı anlarda yollarına işaretler dizer. 
Öyledir Rahman’ın işleri. Yerlerde sürünmeyelim diye ufkumuzu göklere çekip maddî ve mânevî miraç merdivenlerinde yücelmemiz için gayretimizi bekler; ruhlarımızdaki hamlıkları, içlerimizdeki fenalıkları değişik vesilelerle törpüler, Cennet’teki nimetlerden tam mânâsıyla istifade edelim diye bizi hayatın çarklarında şekillendirir. Bu esnada nâçâr kaldığımız yerde rahmet ve inayet pınarlarını oluk oluk üzerimize boşaltır. O’nun (celle celâlühü), kullarına rahmet ve inayeti bazen bir vesileye bakar.

15 Mayıs 2012

Çikolatalı Pasta


Çikolatalı Pasta   ( 35-40 kişilik )

Kakaolu  Pandispanya

7 Yumurta
7 Türk kahve fincanı şeker
7    “      “            “      un
1    “      “            “      süt
1 ½ “     “            “      kakao
1 Kabartma tozu

Sade Pandispanya
 
3 Yumurta
3 Türk kahve fincanı şeker
4    “      “            “      un
1    “      “            “      süt
1 Kabartma tozu

Kreması

8 Su bardağı Süt
2 Su bardağı Su
8 Çorba kaşığı un
8     “         “     nişasta
2 kahve fincanı kakao (70gr)
3     “          “     şeker

Bu malzemelerle  muhallebi elde edeceksiniz, ılınınca çikolatayı kırıp içine ilave edip karıştırınız. Sonra

5 poşet kremşanti ile 2 Su bardağı Süt çırpacaksınız soğuyan muhallebiyle karıştıracaksınız eğer koyu kıvamda olursa süt ilave edersiniz.


Kekleri ıslatmak için 2 ½  su bardağı kadar süt kullandım.

Pastanın içine 1-2 paket fındıklı çikolatayı mutfak tahtasında kesip ekledim, üzerine de 1 paketle süsledim.
                                                                                 Böyle dilimlerseniz Rahat 40 dilim elde edersiniz.
Tepsinin ebatı 36cm x 36cm.




12 Mayıs 2012

Modern Hayat ....

Modern hayat çoğulcu bir toplum gerektiğini ve kimsenin bir başkasının yaşam tarzına müdahele etmemesi gerektiğini vurguluyor. Sen ona saygı duyacaksın, o sana saygı duyacak.  
Nasslar bize diyor ki emri bil ma’ruf nehyi anil münker yapmalısın, olgular ise hayır bir başkasının yanlışına saygı duyacaksın… Peki ama biz Müslüman’ız, bir başkasının yanlışına göz yumacaksak, onu güzel bir dille ikaz etmeyeceksek ne anlamımız kalır. Bu bizim sorumluluğumuz, bu bizim varoluş gayemiz.

11 Mayıs 2012

Vakit Nakittir ..... Yollar ...


Dönemeci olmayan yol uzun görünür.  
Sean O'Casay


Bir insanı tanımak için kendisiyle yol arkadaşlığı etmelidir.  
Şinasi


Ben doğru yolda kaybolmuş kişi görmedim.  
Sadi


Yolun doğrusuna giden insanların kimseye ihtiyacı yoktur.
Schiller


Gideceğin yoldan eminsen, engeller 'dinlenme noktan' olmaktan öteye gidemez.
P. Coelho


Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil.
Konfüçyüs
 

Felaketlerin en büyüğü vakti boşa geçirmektir.
İmam-ı Azam



10 Mayıs 2012

Zahmetsiz Limonata Tarifi


3-4 adet limonu güzel yıkayıp 1 veya 1 ½  su bardağı şeker ile robotta çekin sonra 

3 su bardağı kadar su ilave edip beklettin 10 – 15 dakika ve süzün tekrar aynı işlemi yapın …ve sürahiye ye boşaltın ...

8 Mayıs 2012

Dost


Bu sabahki hadisim :

“Her kim (ihlâs ile bana kulluk eden) bir dostuma düşmanlık ederse ben de ona karşı harp ilan ederim. 
Kulum kendisine farz kaldığım şeylerden, bence daha sevimli herhangi bir şeyle bana yakınlık kazanamaz. Kulum bana (farzlara ilâveten işlediği) nafile ibadetlerle durmadan yaklaşır, nihayet ben onu severim. 
Kulumu sevince de (adeta) ben onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Benden her ne isterse onu mutlaka veririm, bana sığınırsa onu korurum.”

Buhari, Rikak 38.

7 Mayıs 2012

26 Nisan 2012

Kadının Erkeklerle Karışık Yürümesi



İbn-i Ömer (r.a) rivayet olduğuna göre: "Allah Resulü iki kadının arasında yürümeyi erkeğe yasakladı." (196)

Allah Resulü mescitten çıkarken kadınlarla erkeler karışmışlar. Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdular:"Hanımlar, siz geriye kalın. sizin için yol ortasında yürümek yoktur, Yol kenarından yürümeniz gerekir."(197)

Haımlar zaruri ihtiyaçları için sokağa çıkınca erkeklerle karışık yürümemeli. Hele bugünkü çarşı pazara müslüman hanımların girmeleri hiç doğru değil... Zaruri ihtiyaçlarını daha müsait yerlerden alma yoluna gitmeli..

Kaynak;
(196-7 Ebu Davud)

22 Nisan 2012

Din, Edepten İbarettir

 
Hazret-i Mevlânâ buyurur:

“Aklım kalbimin kulağına eğildi ve sordu:
«–Din nedir?»
Kalbim de şu cevabı verdi:
«–Din, edepten ibarettir.»”

21 Nisan 2012

Asâletini Kaybeden İrfan


Hoca öğretmen oldu, talebe öğrenci. Öğretmen ne demek? 
Ne soğuk, ne haysiyetsiz, ne çirkin kelime.  
Hoca öğretmez, yetiştirir, aydınlatır, yaratır. 
Öğrenci ne demek? Talebe isteyendir; isteyen, arayan, susayan.



Cemil Meriç

18 Nisan 2012

Konu Mankeni Değiliz

Anlaşılmaz yazılar yazmayı sevmem. Sözün çok eğip bükülmesine de taraftar değilim. Bunu bize Kur’an da Rabbimiz öğretir, hadislerinde Rasulullah Aleyhisselam öğretir. Hakikatler, karmaşık kelimelerin oluşturduğu cümlelerde gizlenmez her zaman.
Bir yanlışı savunurken söylediğiniz süslü ve anlaşılması zor sözler, ancak algısı zayıf kişileri ikna edebilir…

Bir erkek gördü mü, ağzını daha bir kapatan, yüzünü çeviren ninelerimize inat, günümüz Müslüman Kadını, daha dik başlı, daha kendinden emin(!) hallerde toplum içinde var olma çabası içine girmiştir.

Müslüman kadını tüm vâkarından arındırarak, türlü giyim tarzlarıyla bir sirk maymununa dönüştüren zihniyet, bu kadınları kapitalizmin dişlileri arasında ezmekte de hiç zorlanmadı.

Tesettür sadece kadının saçının örtülmesi demek değildir. Tesettür kadının güzelliğini saklamak içindir. Kadını kötü bakışlardan korumak için indirilmiş bir vahiydir.

Müslüman kadını adeta kapitalist sistemin bir oyuncağı haline getirmek isteyenler, sürekli olarak Hz. Hatice annemizin ticaret hayatını ve erkeklerle ticari maksatlı yaptığı münasebetleri örnek göstermektedirler. Oysa Hatice validemizin, Efendimiz’le izdivacından sonraki; evinde oturan, çok çocuk doğuran, erkeğinin ardında dağ gibi duran örnek kadın misyonu asla dillendirilmek istenmez.

Dışarıda giymemiz gereken kıyafetin bol ve dikkat çekmeyen özellikte olması utanılacak bir durum değildir. Şov kızları gibi rengarenk ve daracık kıyafetlerle göz doldurmakta imrenilecek bir şey değildir. Bizler cariye değil, hür kadınlarız.  Dergi kapaklarına, reklam panolarına malzeme olamayız. Alalade kullanılacak bir konu mankeni değiliz. 


 

16 Nisan 2012

Dünya Üç Şeyle Cennet Olur

 

-Elden, dilden ve gönülden infâkla;
-Allah’ın kullarını ayıplamayıp affetmekle;
-Zâlimin zulmüne, zulüm ile karşılık vermeyip hidâyetine vesîle olmakla.

11 Nisan 2012

Kedimizi Kaybettik



Bu kedimizde kayıplara karıştı ….Yavruyken gelmişti bahçemize o günden beri ayrılmıyordu üç gündür  kayıp … :(





30.3.2012






23.10.2011


10 Nisan 2012

Sana Dinden Sorarlar

Bir bakıyorum,sevdiğim,değer verdiğim bir yazar,ertesi gün bambaşka abuk sabuk bir söylemle çıkıvermiş ekrana.Bir bakıyorum yıllarca kalemiyle hizmet etmiş bir mücahide tutmuş iki riyakar kelamın hayranı olmuş,olmadık şeyler söylüyor..İçim acıyor..

Beşeriz yanılgı bize...Ama hakikat de bize...
Özellikle "modernite,reform,yenilik" kavramları üzerinde çok oynanıyor .Dikkatli olalım! Öyle bir zamandayız ki 9 hakikat söylüyorsa bir hacı hoca geçinen zât,içine 1 acayip zehir katıyor;zehirlendiğimizi de anlamıyoruz!

Kendi adıma eleştiri yapmam gerekirse,akide bilgimin,fıkıh bilgimin zaafiyetinden dem vurabilirim.Bunları tamamlamadan tasavvufla yahut islamın felsefesiyle ,şunla bunla uğraşmak nasıl bir hezeyan ve zaman kaybı!Allah korusun adamın imanını dahi götürür...

O yüzden önce akaid ve fıkıh bilgimizi düzeltmemiz gerekiyor.Kafamızda tek bir soru işareti dahi kalmayıncaya kadar...Zaten bu üzerimize farz olan ilimdir.Ben müslümanım diyen ve bunda bir riyâ taşımayan herkesin üzerine farz olandır bu.

Bu eksiklerimizi doğru kaynaklardan tamamlamak çok önemli.Ne olur,populer dini kitapları okumakla kaybedeceğimize zamanımızı önce bu hayatî olan itikad,akaid,fıkıh bilgimizi hiç olmazsa ilmihal bilgimizi arttırıp sağlamlaştırmakla işe başlayalım.Bu konudaki eksikliğimiz sadece bizim değil,çocuklarımızın da imanına kastedecektir!

Biz bilmedikçe,kandırılmamız ve köleleştirilmemiz kolaylaşıyor.Biz bilmedikçe yönlendirilmemiz ,koyunlara dönüşmemiz hatta koyunlardan daha beter olmamız,insan vasfımızı yitirmemiz an meselesi!Bilmedikçe,nereye çekilirsek oraya gidiyoruz boynu bağlı hayvanlar misali!!

Sözüm en başta zalim,uslanmak bilmez  nefsimedir ama;
lütfen artık bilelim!
Bilmek de yetmez..
Bildiklerimizi yaşayalım artık!
Yetmez mi köleleştirildiğimiz...

Kula kul olmamaktır Allah'a imân!Bu yüzden istemezler iman etmemizi..İmanımızı hakikatiyle yaşamamızı..
Yetmez mi..
_________________
@D.Zehra




9 Nisan 2012

Sen Bir Az-Gelişmişsin

Kıt’aları ipek bir kumaş gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda, bir de küffar…
 
Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları. İhtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır oldu. Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini, “Ben Avrupalıyım” demeğe başladı, “Asya bir cüzamlılar diyarıdır.”
Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara, ve kulağına: “Hayır delikanlı” diye fısıldadılar, “sen bir-az gelişmişsin.”
Ve Hıristiyan Batı’nın göğsümüze iliştirdiği bu idam yaftasını, bir “nişân-ı zîşân” gibi gururla benimsedi aydınlarımız

Bu Ülke
Cemil Meriç

6 Nisan 2012

Hak’tandır bütün işler. Boştur gam u teşvişler.

“Hak’tandır bütün işler.
Boştur gam u teşvişler.
Ol hikmetini işler.
Mevlâ görelim neyler.
Neylerse güzel eyler.”

Hayatın akışında kendini kaybetmek istemeyen, hayatını mânâlandırıp ondan huzur bulmak isteyen insana tesirli bir nasihat: “
Hakk’tandır bütün işler!” olsa gerek. Bediüzzaman Hazretleri’nin ifadesiyle “Hayatta tesadüfe tesadüf edilemez.” 
Her şey Allah (celle celâlühü) tarafından bir hikmete bağlı olarak işler ve hayat bu düzen içerisinde akar durur. Bir kuru yaprak bile ancak Allah’ın (celle celâlühü) izni dairesinde yere düşer. Böyle bir düşünce sahibinin hayatındaki en mühim duygu, güven ve huzur olacaktır. Çünkü bilir ki, hayatı büyük bir kudretin elinde, rastlantıların hiçbir tesiri olmadan, düzenle ilerliyor. Böyle bir insanın düşüncelerinde kargaşa, ölüm korkusu, başıbozukluğun verdiği gereksiz endişeler yer almayacaktır. Hayatı, Allah (celle celâlühü) tarafından işlenilmiş bir kanaviçe gibi gören bir ruh sahibinden daha huzurlu kim olabilir ki!